28 Şubat 2011 Pazartesi

Dön Artık Ne Olur


Arda sonunda bugünkü antremanın büyük bölümünde takımla çalışmalara katılmış. Özellikle bu sezon ona her ne kadar çok kızsamda çok eleştirsemde onsuz olmuyor işte. Kaptan olmayınca takımda hep bir şeyler eksik. 

Birşeyi sakın unutma Arda; eğer gerçekten futbola konsantre olursan, sen gerçekten istersen SENİ KİMSE DURDURAMAZ...


27 Şubat 2011 Pazar

Bir Dibe Vuruş Hikayesi


Orçun Selduman. 1991 doğumlu. Henüz 20 yaşında. Galatasaray altyapısında oynadığı dönemde performansı ile dikkat çekmiş ancak yaşadığı sakatlıktan sonra kendini bir türlü toparlayamamıştı. Hatta alt yapıda oynadığı dönemde sakatlanmadan önce 23 maçta attığı 24 golle adındanda sıkça söz ettirmiş bir forvet oyuncusuydu.

25 Şubat 2011 Cuma

Milli Takıma Yeni Golcü


Son zamanlarda gündemi en çok meşgul eden isimlerin başında şüphesiz Cenk Tosun geliyor. Devre arasında geldiği Gaziantepspor'da oynadığı harika futbol ve attığı goller ile özellikle biz Galatasaraylıların imrenerek seyrettiği bir isimdi. 

Geçenlerdeki yazımda onun mutlaka milli takıma kazandırılması gerektiğine değinmiştim. Nitekim sonunda Cenk Tosun tercihini Türk Milli Takımından yana kullandı. Önce Mehmet Ekici sonrasında Tunay Torun ve şimdi de Cenk Tosun. Avrupa'da alt yapı eğitimini almış oyuncular Milli Takımımızın geleceği açısından çok önemli. Arada belki İlkay'ı kaybetmiş olabiliriz ancak kazandığımız isimlerde çok önemli.

Hakan Şükür'den bu yana milli takımda devamlılığı olan bir golcümüz olmadı. Mevlüt Erdinç Fransa Ligue 1'in en iyi golcülerinden birisi ancak Milli Takıma uyum sürecini zor atlattı. Ancak o da satrafor değil daha çok gezici forvet. Tek forvet oynadığımız için ondan istediğimiz ölçüde yararlanamadık. Daha sonrasında Sercan Yıldırım denendi ancak o da 11 gol attığı sezonun dışında ortalarda yok. Yaşadığı ağır sakatlıktan sonra tam anlamıyla o günlerine bir türlü dönemedi. Sercan'da yanında iyi bir santrafor olduğunda performansı artan bir oyuncu. Tekniği belki çok iyi değil ancak sürati ve hırsı ile beraber oynadığı oyuncuya çok büyük yardımı olacak. Biraz önce dediğimiz gibi tek forvet oynadığımız sürece Sercan'dan da fayda beklememiz boşuna. Milli Takımın hücum hattında yer alan bir diğer isim olan Umut Bulut ise Türkiye sınırları içerisinde iyi bir golcü olsada gerek Trabzonspor ile Avrupa arenasında gerekse Milli Takımda büyük arenalar için yeterli olmadığını defalarca gösterdi. Keza beraber oynadığı Burak Yılmaz'da Milli Takımımızda yer alan diğer oyuncular gibi yanlarında bitirci bir forvet ile oynadıklarında verimlilikleri artan oyunculardan birisi.

İşte bu noktada devreye Cenk Tosun gerçeği giriyor. Cenk Milli Takım'da gerek tek forvet oynayabilecek gerekse yukarıda saydığımız diğer isimlerle beraber oynadığında çok iyi işler yapabilecek tarzda bir isim. Cenk'in bir diğer avantajı ise Almanya'da yetişmiş ancak Türkiye'de oynuyor olması. Milli Takımda dikkat çeken bariz bir nokta var. Almanya'da yetişmiş gurbetçilerimiz -ki Hamit'i ayrı bir yere koyuyorum- diğer oyunculara uyum sağlamakta zorlanıyorlar. Kariyerinin en iyi dönemini yaşayan Nuri Şahin bile Milli Takımda zorlanıyor istediği performansı veremiyor. Aynı şeyler Mehmet Ekici ve Tunay Torun içinde geçerli. İşte Cenk bu noktada çok önemli bir oyuncu. Almanya'da yetiştiği için Milli Takımın yeni jenerasyonunda yer alan Mehmet Ekici ile Tunay Torun ve Nuri ile uyum sorunu yaşamayacaktır. Türkiye'de oynadığı içinde yurt içinde oynayan oyuncularlada uyumu iyi olacaktır. Bu bağlamda çok önemli bir golcü kazandığımızı düşünüyorum.

Hiddink Milli Takımın çehresini değiştirmeye devam ediyor ve kesinlikle doğru yolda. Ancak sadece yeni oyuncular kazanmakla değil daha önce Milli Takımda oynamış ve çok iyi bir sezon geçiren oyuncularıda atlamamak gerek. Mehmet Topal bariz bir şekilde ben bu Milli Takımda oynarım diyor Valencia'da ki performansı ile. Onun gibi bir oyuncuyu tekrar kazanmamız gerek.

Barış Özbek'in Olası Fenerbahçe Transferi


Resimde yalnız Barış Özbek bildiğin son su bükücü yani. Bu fotoğrafı çekeni tebrik etmek lazım. Herneyse gündemimiz Barış Özbek.

Feldkamp'ın ilk transferleriydi Serkan Çalık ve Barış Özbek. O dönemlerde GS Tv'den antremanları izlerken bu ne demiştim. Çok güçlü bir futbolcuydu Barış, omuzu koyduğunu deviriyordu takımda. Sonrasında hazırlık maçları falan derken Feldkamp ile başlayıp Cevat Güler ile şampiyon tamamladığımız sezonda çok iyi bir futbol oynamıştı Barış. Gücü ve hırsıyla sahada farkını bariz ortaya koyuyordu. Bu futbolu daha sonra Skibbe döneminde de devam ettirdi. Ancak ne zaman ki Rijkaard geldi sistem değişti işte o zaman Barış için herşey bir anda tersine döndü.

Feldkamp döneminde Mehmet Topal ve ile çok iyi bir orta saha oluşturmuşlardı. Hatta bunlara oynadığı bir kaç haftada Linderoth ile Ayhan ve Mehmet Güven'i de katabiliriz. Feldkamp sisteminde iyi işleyen bir orta sahası vardı Galatasaray'ın ve Barış bu sistemde farkını açıkça ortaya koyuyordu. 

Feldkamp'ın sisteminin devamı Skibbe ile de devam etti. Ve Barış Özbek, Mehmet Topal ve Ayhan ile kurulu orta sahada yine göze batan oyunculardan birisiydi. Barış'ta fizik ve hırs ne kadar üst düzeysede mental anlamda da o kadar dipte olan bir oyuncu.


İşte Barış için herşey bu saatten sonra tersine dönmeye başladı. Rijkaard'ın total futbol anlayışı içerisinde Barış Özbek'e yer yoktu. Ancak Rijkaard'ın en büyük hatasıda Barış Özbek, Ayhan Akman, Mustafa Sarp ve Mehmet Topal dörtlüsü ile total futbol oynatmaya çalışmasıydı. Nitekim bu dörtlüde Barış Özbek yedek kalmaya başladı. Zaman zaman yine şans buldu ancak sezonun genelinde yedekti. Bu sezona gelindiğinde ise mecburiyetten yine şans yakaladı ancak o bir türlü bekleneni veremedi. Geçen sezon Sivasspor maçında rakibine salladığı kasti tekme ile taraftarın gözünde de değeri kalmayan Barış bu sezon ki futbolu ile tüm kredisini bitirdi. Nitekim sezonun bitmesine 2.5 ay kalmışken yönetim onunla sözleşme yenilemek için masaya bile oturmadı. 

Galatasaray'ın onunla sözleşme yenilememesi nedeniyle onun için hazırda bekleyen takımlardan birisi Fenerbahçe. Ancak şöyle bir durum var ki Barış Galatasaray'daki kötü futbolunu eğer giderse Fenerbahçe'de devam ettirmez. Emre ve Mehmet Topuz ikilisinin arasında oynayacak ve sahada adeta köpek gibi koşacak bir Barış Özbek Fenerbahçe'de bir anda yıldız kategorisine yükselebilir. Çünkü hatırlayın ilk geldiği dönemde Mehmet Topal'ın iyi performansı sayesinde Barış Özbek'in 90 dk it gibi koşması zaten onu takımın vazgeçilmezi yaptı. Galatasaray'da Ayhan ve Mustafa Sarp ile tarihin en kötü orta sahasını oluşturdular ancak Fenerbahçe'de Emre ve Topuz ile birlikte tarihin en iyi orta sahasını oluşturabilirler hemde yerlilerden. Barış, Emre, Topuz üçlüsününün oluşturacağı bir orta saha ligde hemen hemen her takımı boğar. Kimseye nefes aldırmaz.

Sezon sonunda Barış nereye gider bilmiyorum ama Fenerbahçe'ye giderse bu yukarıda bahsettiğim olayın gerçekleşme ihtimali çok yüksek.

24 Şubat 2011 Perşembe

Yerli Malı Yurdun Malı da Parası Ne Olacak?


Bugün gündeme düşen haberlerden birisi de Ersan Gülüm için Fenerbahçe'nin 7 milyon euro'yu gözden çıkardığı ile ilgiliydi. Bu haberin ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilemem ancak böylesi bir rakamın konuşulması bile gerçekten çok enteresan.

Ülkemizdeki yabancı kontenjanı nedeniyle malum transfer dönemlerinde Anadolu takımlarının elleri çok güçlü oluyor. 4 büyükler hangi oyuncuyu istese bütün takımlar bir anda tok satıcı hüviyetine bürünüp yükseklerden uçmaya başlıyorlar. Geçen sezon Beşiktaş'ın Tabata ve İsmail Köybaşı ikilisi için ödediği 14 milyon euro hâla akıllarda. Ya Fenerbahçe'nin Mehmet Topuz için ödediği 10 milyon euro, sezon başında Gençlerbirliği'nden istediğimiz Mustafa Pektemek için İlhan Cavcav'ın kapıyı 4 milyon euro'dan açması, Bursaspor'un Volkan Şen, Sercan Yıldırım ve Ozan İpek üçlüsünden en ucuzunu 5 milyon euro'dan satışa çıkarması vs vs.

Devre arasında Yekta'yı almak için Galatasaray 3.750.000 euro ödedi. Yani lafı özü yerli malı yurdun malı da çok pahalı be kardeşim. Şu lanet olasıca yabancı kontenjanı olduktan sonra, 4 büyükler Anadolu kulüplerinden oyuncu almaya muhtaç oldukça çok daha büyük paraların dönmeside muhtemel.

Diğer isimleri bir kenara bırakacak olursak Ersan Gülüm gerçekten çok kaliteli ve geleceği çok parlak bir isim. Ancak bu kadar iyi Ersan Gülüm'ün bile ederi maksimum 3,5 milyon. O da taş çatlasa. Daha geçen sezon 2. ligde oynayan ve şu anda da sakat olan bir oyuncu için 7 milyon gereçkten çok ama çok fazla. 7 milyon euro'ya eminim Ersan'dan çok daha kaliteli ve çok daha iyi bir stoper almanız mümkün. Daha 1 ay önce devre arası transfer döneminde Demichelis Malaga'ya kiralandı ve sezon sonunda sadece 3 milyon euroya bonservisini alabilecek. Peki Ersan Demichelis'ten daha mı iyi futbolcu. Kesinlikle hayır.

Diyeceksiniz ki yabancı kontenjanının çok değerli olduğu bir ülkede Ersan yerli statüsünde oynayacak. O zaman Almanya'da yetişmiş Ömer Toprak var. Bundesliga'da. Henüz 22 yaşında ve 3 sezondur en üst seviyede futbol oynuyor. Bana göre Ömer'e yatırım yapmak Ersan'a yatırım yapmaktan daha iyidir. Ya da madem 7 milyonu gözden çıkardın git yap çatır çatır pazarlığını hatta biraz daha fiyat arttır Serdar Taşçı'yı al. Serdar Taşçı ile Ersan Gülüm'ü kıyaslamam bile. Haa birde şu var; 7 milyona aldığın Ersan'ın sana yıllık maliyeti ne kadar olacak peki? O Ersan yıllığı 1,5 milyondan aşağı oynamaz bir kere.

Peki 4 büyüklerin suçu ne? Misal Galatasaray elinde satabileceği oyuncu Arda. Peki Arda'yı Avrupa dışında satabilecekleri bir yer varmı? Yok. Ya da Fenerbahçe, Gökhan Gönül'ü ya da bir başka oyuncusunu Avrupa'ya satmadan para kazanabilirmi?

Olcan Gaziantepspor'un en golcüsü, Orhan Gülle en büyük gelecek vaadeden isinmlerinden biriyken, Mehmet Güven Manisaspor'un en iyisiyken 4 büyükler siz daha çok kazıklanırsınız.

Ha bu arada son söz olarak 2. ligdeki Adanaspor Ersan Gülüm için 7 milyon istiyorsa, Gaziantepspor Cenk Tosun için kaç ister 20 mi?

İbrahimovic'e Motivasyon Şart


İbrahimovic eski teknik direktörü Guardiola hakkında açıklamalar yapmış. Söyledikleri aynen şunlar;

"Eğer oyuncunuzu iyi motive edemezseniz onu kaybedersiniz. Bir teknik direktörün en önemli görevlerinden birisi de budur. Örnek verecek olursam, Mourinho beni öyle iyi motive ediyordu ki, onun için ölebilirdim. Ama Guardiola beni kazanmaya hiç çalışmadı. Bir teknik direktör olarak, özellikle 70 milyon avro harcadığı bir oyuncuyu bir kalemde silip attı."

Çok tanıdık geliyor değilmi bu açıklamalar. Frank Rijkaard döneminde de Servet hemen hemen benzeri bir açıklamalar yapmıştı; "bana güvenildiğinde ben başarılı olurum" demişti. Futolcuları motive etmek elbetteki önemlidir. Ancak bu onları sürekli pışpışlayacaksınız demekte değildir.


22 Şubat 2011 Salı

TT Arena'da Zemin Problemi

Türk Telekom Arena'nın açılışından beri sürekli dikkatimi çeken nokta stadın zeminindeki kopmalar. Ne zaman bir oyuncu yere düşse ne zaman bir şut çekilse çimler havalarda. Mesela yanda Sabri'nin fotoğrafı. Çimler yine olduğu gibi kopmuş. Hangi maçtı hatırlamıyorum ama Culio'nun bir pozisyonunda çim kalıp halinde kopmuş Culio'da alıp arkasına fırlatmıştı. Stad yeni zemin tam anlamıyla oturmamış olabilir ancak böyle devam edecekse gerçekten büyük sorun var demektir. Şu anda değil ancak yönetimin sezon sonunda mutlaka bu konuyu dikkate alması şart. En basitinden futbolcu sağlığı için şart oğlu şart. 

Geçenlerde güzel bir yazı okumuştum. Barcelona ve Real Madrid gibi takımlarda zeminlerinden çok şikayetçilerdi ve zeminlerini değişik bir sistemle yenilemişler. Altta suni çim, üzerinde ise gerçek çim ile yeni bir zemin hazırlatmışlar ve çok kısa bir sürede sermişlerdi. 300 bin Euro gibi maliyeti vardı bu sistemin ve zemini gerçekten çok iyi bir hale getiriyor. Umarım yönetim bu olaya ciddi biçimde vakit ayırır. Yosa çimdir bu kopar mantığı ile hareket ederse bu muhteşem stad patates tarlasına dönecek. Malum Türkiye'de ki stadların en muzdarip olduğu konulardan biriside bu. 

Metin Oktay Stadı


Ali Sami Yen Stadı'nın yeni açık tribünündeki çatı sökülüp Florya'ya götürülmüştü yaklaşık 1 ay önce. Şimdi o çatı ile hem A2 takımının kullanabileceği hemde Galatasaray'ın hazırlık maçlarını yapabileceği küçük bir stad yapılacak tesislere. 3500 kişi olması planlanan stadın ismide Metin Oktay Stadı olacak.

Çok iyi bir fikir aslında. Hem A2 takımının taraftar desteği alması açısından hemde hazırlık maçlarında kullanabilmemiz açısından. 2 ay içerisinde biteceği konuşuluyor Metin Oktay Stadı'nın. Zaten çok maliyetli bir iş de değil. Akıllıca bir hareket olmuş bence.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Sözleşmesi Bitenler


Takımımızın bu sene içinde olduğu durum tarihinin en kötüsü. Ancak son haftalarda lig öyle bir duruma geldi ki ligi en kötü ihtimalle 5. sırada bitirme ihtimalimiz var. Bunu iyi birşey olduğu için değil kötünün iyisi olduğu için söylüyorum. Ve Türkiye Kupası'nı alabilirsek işte o zaman gelecek sezonun planmalası daha da önem kazanacaktır. 

Kral Geri Döndü


Roma'da Ranieri'den boşalan teknik direktörlük görevine Vincenzo Montella getirildi. Montella bizim jenerasyonumuzun efsanelerindendir. Özellikle Batigol ile oluşturdukları hücum hattıyla çok can yakmışlardı o zamanlarda. Böyle bir efsaneyi bu sefer yedek kulübesinde de olsa yeşil sahalarda görmek güzel olacak. Takım elbise ile kendisini biraz garipseyecek olsakta umarım kendisi yuvasında bir kez daha başarılı olur. 

36 yaşındaki genç teknik adam bu hafta Bologna maçında bu sefer patron olarak sahada olacak. 6 ay gibi kısa bir sürede neleri değiştirebileceğini zaman gösterecek. Umarım 6 ay ile sınırlı kalmaz ve devamlı bir birliktelik olur bu Roma ve Montella adına.

Kaçan Balık Büyük Oldu


Devre arası transfer dönemi başladığı ilk günlerde transferi kesinleşen 2 isimden bahsediliyordu. Bunlardan birisi Köln'den Taner Yalçın diğeri ise Frankfurt'tan Cenk Tosun. İkiside çok genç ve Galatasaray'a çok şeyler verebilecek potansiyelde isimlerdi. Ben her zaman gurbetçi oyunculara karşı daha ılımlı olmuşumdur. Çünkü her ne olursa olsun adamların doğru düzgün bir altyapı eğitimi aldıkları sahadaki duruşlarından bile belli oluyor. Özelliklede bizim altyapımızdan çıkan oyuncularla kıyasladığımızda.

15 Şubat 2011 Salı

Şehri Yaktılar

Hajduk Split taraftarları 100. yıllarını gerçekten muhteşem bir şekilde kutlamışlar. Haberi okuyunca ilk sözüm helal olsun oldu. Harbiden helal olsun kim düşündüyse. Yapanlarada helal olsun demek lazım muazzam bir görüntü çıkmış ortaya. Resmen şehri yakmışlar..

14 Şubat 2011 Pazartesi

Deli İbrahim Gitti


Bu futbolun gerçekten adaleti yok. Zamanında çok dalga geçtik İbrahim Üzülmez ile. Ancak o 30'undan sonra bile futboluna birşeyler katabilen oyunculardandı. Şu yaşında bile bana göre Beşiktaş'ın en iyi sol bekiydi. Nice adamlar geldi geçti sol bekte ancak İbrahim'i sadece dönem dönem kesebildiler. Herkesten vazgeçilmiş ancak ondan bir türlü vazgeçilememişti. Evet futbolculuğununun son dönemlerindeydi belkide ancak bu kadar emek verdiği bir kulüpten bu kadar ağır bir cezayıda bana göre haketmemişti Deli İbrahim. Ankaragücü maçından sonra hatta daha öncelerinde de bir çok kez hata yapmış olabilir ancak bu çok ağır oldu sanki. Niyedir bilmem ama gerçekten üzüldüm İbrahim Üzülmez'e. Belkide bu kadarı fazla olduğu için üzüldüm. Bundan sonra ne yapar bilmem ama umarım futbolu bırakıpta yıllarca ekmek yedikleri, bugüne gelmelerindeki en büyük etken olan eski kulüplerinin kuyusunu kazmayı amaç edinmiş spor yazarları, yorumcular kervanına katılmaz.

İşte Beşiktaş'ın İbrahim ile ilgili açıklaması;

"13 Şubat 2011 tarihinde oynanan MKE Ankaragücü Beşiktaşmüsabakasının devre arasında soyunma odasında futbolcumuz İbrahim Üzülmez'in sebebiyet verdiği sportmenliğe aykırı davranış neticesinde, teknik heyetimizin verdiği rapor ve durum Yönetim Kurulumuz'un bugün olağanüstü yaptığı toplantıda değerlendirilmiş ve İbrahim Üzülmez'in sözleşmesinin feshedilerek kulübümüz ile olan ilişkisinin kesilmesine oy birliği ile karar verilmiştir."

12 Şubat 2011 Cumartesi

Doğum Günün Kutlu Olsun Ermal


Hırsınla, arzunla, forman için sonuna kadar savaşmanla çok ayrı bir yerin var Ermal. Bugün 31 yaşına girdin. Basketi Galatasaray'da bırakman dileğiyle nice mutlu yıllara parkelerdeki aslan...

Yoksa Mekanmı Oynatıyor


Gerçekten sadece mekanmı oynatıyor yoksa? TT Arena'da 80 dk muhteşem bir futbol ve galibiyet. Böyle bir futboldan sonra iyice umutlanan ve beklentileri artan bizler. Ancak deplasmanda bir hafta önceki futbolun çok uzağında bir Galatasaray. TT Arena'daki maçları iple çekeceğiz gibi.

10 Şubat 2011 Perşembe

Senden Adam Olmaz


Daha dostluk maçının ne olduğunu bile kavrayamayan birisin. Sıradan bir maçın bile içine etmekte üzerine yok. Nedir bu sinir, nedir bu kin? Palavralar atıp duruyorsun tv'lerde hırslıyım falan filan. Git işine 5 yaşındaki çocuk yemiyor senin bu hırslıyım palavralarını bildiğin çirkefsin.

6 Şubat 2011 Pazar

Başın Sağolsun Simao


Simao Sabrosa bugün babası Manuel Pereira Da Silva Sabrosa'yı kaybetmiş. Bir Galatasaraylı ve Simao hayranı olarak başı sağolsun diyorum. Allah rahmet eylesin. 

Bir Yerden Hatırlıyorum Sanki?


Evet evet çok tanıdık geliyor bu futbol. Ama nerden hatırlıyorum. Tamam şimdi hatırladım 2004-2005'de Hagi'nin Galatasaray'a oynattığı futboldu bu. İlk 20 dk'da rakibi yaptığı baskı ile adeta boğan ve golleri bulan bir takım vardı bugün sahada.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Adu'nun Dibe Vuruşu


Eskiden "Goal" Dergisi'nin fanatiğiydim. Hiç sektirmez her ay alırdım. O zamanlar 13-14 yaşında olan bir çocukla ilgili sürekli yazılar yazarlardı. Gana asıllı Amerikalı Freddy Adu. Daha doğrusu sürekli üzerinde durdukları 2 isim vardı; Robinho ve Adu. 

Misimovic Affedilirmi?


Misimovic'in kadro dışı kalmasından sonra yaratıcı oyuncu eksikliğini gidermek için Formica ile ciddi bir şekilde ilgilendi takımımız. Ancak her zaman ki gibi 3'ün 5'in hesabı yapıldığı için alınamadı ve Blackburn'e transfer oldu. Transfer döneminde iyi oyuncular aldığımızı düşünüyorum ancak hala en büyük eksikliklerimizden birisi ilerde yaratıcı bir oyuncunun olmaması. 

Doğum Günün Kutlu Olsun Hagi


Bugün 46 yaşına girdin. Doğum günün kutlu olsun Hagi. 1996 yılıydı hayatımıza girdiğin. Hemde ne giriş öyle böyle değil. Yıl 2011 ve sen hala hayatımızdaki en önemli insanlardan birisin. Öyle bir futbol oynadın ki 2001 yılında futbolu bırakana kadar üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen bir türlü bulamadık senin gibisini. Her sezon aradık aramaya devam ediyoruz ama artık yavaş yavaş farkına varıyoruz ki senin gibisi gelmedi gelemeyecek.

1 Şubat 2011 Salı

İkinci Yarıda Galatasaray

Bugün itibariyle ara transfer dönemi de tamamlandı. Eziyet çektiğimiz ilk yarıdan sonra herkesin gözü devre arası transferindeydi. Bir çok isimle anıldı Galatasaray, çok ciddi görüşmelerde yapıldı hem yerli hemde yabancı  hem çok kaliteli hem de genç isimleri takıma katmak için çaba harcandı.